Mustafa Kemal ATATÜRK
Oktay Ekşi
Oktay EKŞİ
CHP İstanbul Milletvekili
Dış işleri Komisyonu Üyesi
Bugün 21 Ekim Cumartesi  2017
Mesudiye Köşesi
NEDİR BU MESUDİYE KURULTAYI?

          Biz Mesudiye'liler hiç beklemediğimiz yerde karşımıza "NEDİR BU MESUDİYE KURULTAYI?" sorusunun çıkmasına alıştık.

          Alıştık ama her defasında "demek ki kendimizi ve yaptıklarımızı hâlâ yeterince anlatamamışız" diye düşünmek zorunluluğunu duyduk.

          Mesudiye Kurultayı aslında ülkemizde -maalesef hâlâ- bir başka eşi olmadığını bildiğimiz (bu bilgi yanlışsa lütfen iletişim adresimizden bizi uyarın da yanlışımızı düzeltelim) bir "doğrudan demokrasi yoluyla kalkınma modeli"dir.

          Aslında sadece ülkemizde değil, "dünyada da yok" diyen olursa buna inanmaya da hazır olduğumuzu itiraf edelim.

          Gördüğünüz gibi biz Mesudiye'liler bayağı iddialıyız.

          Peki nedir Mesudiye Kurultayı?

          Nasıl doğdu? Şimdiye kadar ne yaptı?

          İzninizle baştan anlatalım.         

          Hikâye şu:

          Biz, Ordu’nun –sahilden 115 km. içerideki- Mesudiye ilçesi halkı, 1991 yılının Temmuz ayından beri (demek ki 21 yılı doldurmuşuz) Türkiye’nin hem ilk hem de tek, doğrudan demokrasi uygulamasıyla ilçemizi kalkındırmaya uğraşıyoruz.

Hiçbir siyasi, etnik, dini, ulusal, uluslararası hareketle bağımız yok. Hiçbir sivil toplum örgütünün parçası veya uzantısı değiliz. Hiçbir resmi, gayrı resmi otoritenin bize yön vermesine izin vermiyoruz.

Kamu otoriteleriyle işbirliği yapmaya özen gösteriyoruz. Ama onlar elini uzatmazsa aldırış etmiyor, kendi konumuzu kendimiz konuşuyor, kendi kararımızı kendimiz alıyor ve uyguluyoruz.

Kısaca, son olarak 22’ncisini yaptığımız bir “Kurultayımız” var. Onun etrafında buluşuyor, amacımıza birlikte yürüyoruz.

KURULTAY NEDİR?

Biz Mesudiyeliler olarak her yıl Temmuz ayının ilk Cumartesi günü saat 10.’da, Mesudiye Belediyesi’nin toplantı (aslında düğün) salonunda toplanırız.           

Toplantıya Mesudiyeli olsun olmasın her isteyen katılır. Herkes o gün orada görüşülmesini istediği konu (sorun, şikâyet, istek, eleştiri vb.) ne ise onun gündeme alınmasını önerir. Herkesin eşit oy, eşit söz hakkı vardır. İsterse önerisini yapar. Öneri tartışılır. Ne karar verilirse o uygulanır.

Tek koşul, önerinin Mesudiye ile ilgili olmasıdır.

Mesudiye Kurultayı’nın ardından üç ayda bir de “DEĞERLENDİRME TOPLANTISI” yapılır. Orada da Kurultay kuralları uygulanır. Yine gündem, katılanların önerileriyle oluşur. Hem onlar görüşülüp karara bağlanır hem de daha önceki toplantı(lar)da alınmış kararların ne ölçüde uygulandığı irdelenir. Gerekirse yeni kararlar alınır, yeni görevlendirmeler yapılır. Onların sonuçları da bir sonraki toplantı(lar)da değerlendirilir.

Amaç söyleneni, önerileni sahipsiz ve sonuçsuz bırakmamaktır.

Toplantılarımıza genellikle 300 kadar Mesudiyeli, katılır. Toplantının işleyişi yazılı kurallara bağlanmıştır.  Orada söylenen her şey kaydedilir. Konuşmalar daha sonra kitap haline getirilir.

KURULTAYIN KAZANDIRDIKLARI

  • Mesudiye Kurultayları –bizim inancımıza göre- Mesudiye’ye çok şey kattı. Öncelikle Mesudiye gibi yeterince gelişmemiş bir ilçeyi tüm ülkemizde bilinir hale getirdi.
  • İkinci Kurultay’da karşımıza Kelkit vadisi üzerinde veya çevresinde olan “Mesudiye, Koyulhisar, Suşehri, Şebinkarahisar” ilçelerini şimdiki illerinden ayırıp “Kelkit Vilayeti”nde toplama önerisine Mesudiyeliler olarak ne diyeceğimiz tartışıldı. Bir hemşerimizin  “çekimser” oyuna karşılık Kurultaya katılanların tamamı, “Ordu iline bağlı bir ilçe olarak devam etme” yönünde oy kullandı. Bu sonucu bir rapor halinde o tarihteki Başbakan Sayın Süleyman Demirel’e sundum. Demirel bir ilçenin kendi kaderi üzerinde böyle bilinçli bir tartışma yapıp karara bağlamasından etkilenmiş olmalı ki, “Müsterih olun, öyle bir öneri getirmeyeceğiz” dedi ve sözünü tuttu.
  • Öteki önemli karar, “Mesudiye’yi kalkındırmak için stratejik olarak neye öncelik vereceğimizi” tartıştığımız üçüncü Kurultay’da alındı. “Tarım mı, hayvancılık mı, turizm mi, eğitim mi öncelikli olmalı?” konusunda pek çok görüş ifade edildi. Neticede “Mesudiye geleneğine de uygun olarak eğitime öncelik vermeli ve eğitim kurumları açarak, bu konuya önem vererek kalkınmalı” yolunda karar verildi. Nitekim Ordu’ya bağlı 19 ilçe içinde bir ilk teşkil eden Mesudiye Meslek Yüksek Okulu  bu sayede açıldı.
  • Yaklaşık 350 mevcutlu Mesudiye Meslek Yüksek Okulu Kurultay sayesinde 2002 yılında öğretime başladı. Yüksek Okul, ilçede biri 256 yataklı olmak üzere 350 yataklı yurt açılmasını sağladı.
  •  Ayrıca Yılmaz Korkmaz ve Engin Özmen başta olmak üzere Mesudiyeli  iş adamlarımızın katkısıyla ilçe merkezindeki öğrenci yurdu, atölye, halı saha gibi acil sorunlar çözüldü.
  • Merhum Bülent Ecevit, siyasi sevdası olan Köykent projesini Kurultay’lar sayesinde Mesudiye’de uyguladı.
    (Maalesef 3 Kasım 2002 seçimlerinde iktidarı kaybedince Köykent kendi kaderine terk edildi. Bu vesileyle onarılan ve yapılan toplam 73 km. köy yollarıyla köprüler, köy konakları ve o sırada ilçede yeni açılan 43 iş yeri hariç,  Köykent’in isminden başka bir şey kalmadı.
  • Statüsü ikide bir değişse de Mesudiye’deki sağlık merkezi “hastane” konumuna dönüştürüldü. Bir diyaliz merkezi kuruldu.
  • Mesudiye’nin ilk ve ortaöğretim kademelerindeki öğrencilerinin ihtiyacını karşılayan Çok Programlı Lise ile Yatılı İlköğretim Bölge Okulu (YİBO) Kurultayların kararları ve görevlendirmeleri sayesinde inşa edildi ve hizmete girdi.
  • Türkiye’nin en zengin (18 bin 413 kitaplı) Köy Kütüphanesi, Kurultay sayesinde Mesudiye’nin Aşağı Gökçe köyünde açıldı. Aynı köyde her branşta “alan araştırması” yapmak isteyen genç bilim insanlarının kalabileceği ve çalışmalarını sürdürebileceği “Bilim Evi” ile onun hemen yanında Türkiye’nin –belki de bir köyde ilk- Herbarium’u kuruldu.
  • Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) desteğiyle gelen bilim adamları tarafından, ilçenin “flora”sı ve “fauna”sı incelendi. Böylece ilçedeki biyolojik çeşitlilik bilimsel açıdan da bilinir oldu.
  • Kurultay, Mesudiye’deki “çevre” sorunlarının fark edilmesini ve toplumsal duyarlığın yükselmesini sağladı. Örneğin maden (Manganez, Bakır, vb.) çıkarma bahanesiyle 30 yılı aşkın süredir Melet ırmağındaki canlıları, zehirli atıklarla mahveden şirketin “çevreye zarar vermesini önleyecek tedbirleri alıncaya kadar” yani süresiz olarak kapatılması, Kurultay sayesinde oldu.
  • Mesudiye’nin güzelleşmesi” için katkıda bulunanlara her yıl verilen ödül, ilçede “estetik” bilincinin gelişmesine ciddi katkıda bulundu.
  • Okullarında birinci gelen çocuklara değerli bir hemşerimizin her yıl verdiği ödüller, eğitim bilincini yükseltti. Uzun yıllar bir tek mezununu bile yüksek öğretime gönderemeyen Mesudiye Lisesi’nin öğrencileri, ilçede açılan “Mehmetçik Dershanesi” sayesinde ortalama yüzde 50 başarı düzeyine ulaştı.
  • Kurultay, yıllar önce Mesudiye’den ayrılan binlerce hemşerimizin kendi yörelerine ilgilerini, bağlılıklarını artırdı. Pek çok insan kendi köyüne ya yeni ev yaptırdı yahut ailesinden kalan evleri tamamen yeniledi.
  • Kurultay, Mesudiye’nin tarihine ilgiyi artırdı. Arkeolojik çalışmalar desteklendi. Arkeolog Nezih Başgelen,  Esatlı köyündeki, içeriği henüz çözülemeyen çok eski “kaya yazıtlarını” bilim dünyasına sundu.
  • Kurultay 1858 yılından beri ilçe olan Mesudiye’nin 154 yıldır çözülmemiş olan Kadastro meselesini çözdü. İlçede ormanlar dâhil kadastrosu tamamlanmamış yer kalmadı.
    Her kararımızı başarıyla uyguladık demek istediğim sanılmasın. Örneğin 6 veya 7’nci Kurultay’da, Mesudiye’de olabildiğince çok “vişne” yetiştirmeye karar verdik. Çünkü DİMES Meyve Suyu Fabrikalarının sahibi Orhan Diren, Kurultay’da “Siz ne kadar vişne yetiştirirseniz hepsini alacağım” dedi. Bedava fidan da verdi. Mesudiye’de 82 bin fidan dikildi ama genelde dikim ve bakımla ilgili temel koşullara uyulmadığı için sonuç alınamadı.
  • Yukarıda anlattıklarımın belki de hepsinden önemli bir kararı, 18’nci Kurultay’ın Birinci Değerlendirme Toplantısı’nda aldık:

TIPKI DAVOS GİBİ YAPACAĞIZ

Yıllardır, “En kısa zamanda Türkiye’nin en kalkınmış ilçesi olacağız” diyor hatta “Biz –o kadar kalkınacağız ki- Türkiye Avrupa Birliğine üye olamadan önce Mesudiye olarak biz Avrupa Birliğine gireceğiz (bir başka deyişle biz Avrupa Birliği standartlarını, Türkiye’nin genelinden önce yakalayacağız)” diyorduk. O amacımızın bir ifadesi olarak Cumhuriyetimizin 100’üncü yıldönümüne rastlayan 2023 yılında Mesudiye’de DÜNYA DEMOKRASİ FORUMU adıyla bir uluslararası toplantı düzenleyelim, dedik.

Proje, tüm dünyadan önemli liderleri İsviçre’nin Davos isimli kasabasında toplayan Dünya Ekonomik Forumu’ndan esinlenmişti. Mesudiye’de aynı düzeyde bir “Demokrasi Forumu” toplamayı amaçlamaktaydı.

Öneri Kurultay’da çok büyük heyecan yarattı. Prof. Dr. Aziz Ekşi öneriyi bir proje haline getirdi. Mesudiye’nin imkânlarını ve ülkenin gerçeklerini dikkate alarak projeyi üç aşamaya böldü.

Birinci aşamada 2013 Temmuzunda Türkiye’deki ilçelerden “kalkınma” konusunda deneyimleri olan tüm sivil toplum kuruluşları, belediyeler, kooperatifler, meslek odaları ve diğer kuruluşlarla birlikte bir “TÜRKİYE DEMOKRASİ FORUMU” (TDF-2013)  yapılacak.

Bu aşamadaki deneyimlerden yararlanarak 2018’de ikinci aşamaya yani Türkiye’ye komşu ülkelerden “demokrasi içinde kalkınma” fikrine bağlı yerel kuruluşların davet edileceği AVRASYA DEMOKRASİ FORUMU’na (ADF-2018)  geçilecek.

Son olarak da 2023’de DÜNYA DEMOKRASİ FORUMU yapılacak.

Tüm bunlar Kurultaylarda ve onları izleyen DEĞERLENDİRME toplantılarında defalarca görüşüldü, tartışıldı. Zaman zaman “tanıtma” amaçlı toplantılar da düzenlendi. Ayrıca Dünya Demokrasi Forumu, Mesudiye adına tescil edildi.

O arada görevlendirmeler yapıldı. Projenin başına Prof. Dr. Aziz Ekşi getirildi. Bir “Yürütme Kurulu” bir de “Danışma Kurulu” oluşturuldu. Görevler üstlenildi.

Ve uygulamaya geçildi.    

DPT’NİN KALKINMIŞLIK LİSTESİNDE YERİMİZ NE İDİ NE OLDU?

Kısaca ifade edeyim:

Devlet Planlama Teşkilatının (DPT) ilgili birimi ülkemizdeki ilçelerin sosyal ve ekonomik gelişmişlik düzeyini gösteren bir çalışma yapıyor ve sonuçlarını yayınlıyordu. Buna göre Mesudiye’nin gelişmişlik düzeyi 1996 yılı itibariyle 910 ilçede 782’ncilikti.

DPT’nin aynı konuyla ilgili yayımladığı son değerlendirme 2004 tarihini taşıyor. Burada 2002 yılı itibariyle ilçelerin durumu sergileniyor ve Mesudiye’nin 782’ncilikten 611’inciliğe yükseldiği görülüyor.

DPT bu çalışmaya son vermemiş olsaydı, yakın dönemin gerçeğini de görebilecektik.

Tüm bunlardan ayrı –ve belki de önemli- olarak Kurultay, yıllardır gurbette ve birbirinden kopuk olarak yaşayan Mesudiyelilerin birbirleriyle tanışmasını, sosyal ilişkilerin doğmasını, Mesudiyelilerin sosyal, bilimsel, eğitsel, finansal açıdan ne kadar güçlü olduklarını ve Mesudiyelilerin “örgütlü” ve “uygar” bir işbirliği ile çok şey yapabileceklerini öğretti.

KÖTÜ KOMŞU ADAMI MAL SAHİBİ EDERMİŞ

İyi de tüm bunları sağlayan Mesudiye Kurultayı nereden çıktı, diyebilirsiniz.

İşte sözün en başında dikkatinizi çekmeye çalıştığımız husus bu idi:

Türkiye’nin çeşitli il ve özellikle ilçelerinde benzeri yapılmak istenen ama –maalesef- başarılamayan “İlçe Kurultayı”, tamamen “bir tesadüfün değerlendirilmesi” sayesinde çıktı. Bunda Bulgaristan’ın despot ve müteveffa Cumhurbaşkanı Teodor Jivkov”un da –istemeden- payı olduğunu söyleyebiliriz. Olay şu:

Kurban Bayramı” tatilini Mesudiye’de geçirmek için gitmiştim. O sırada Mesudiye’de tahmin edemeyeceğim kadar çok sayıda arabanın (otomobilin) ilçeye gelmiş olması dikkatimi çekti.

Mesudiye Belediye Başkanı Ahmet Baki Yılmaz’a,  “Hemşerilerimizin buraya bu kadar yoğun bir bağlılık göstermeleri çok hoşuma gitti. Her zaman bu kadar çok insanımız buraya geliyor mu?” anlamında bir soru yönelttim. Yılmaz:

“Yok ağabey. Her bayramda böyle olmaz ama zaten gelenler bana sorarsan evimize, tarlamıza, bahçemize sahibiz, kimseye vermek niyetinde değiliz” demek için buraya doluştular” dedi.

“Kime vermeleri söz konusuydu ki bu tepkiyi gösteriyorlar?”

Jivkov’un zulmü sonucu Bulgaristan’dan Türkiye’ye iltica edenler var ya…  Devletin, gurbete gidenlerin bıraktığı evlerini, bahçelerini, tarlalarını belli bir süre için o göçmenlere tahsis edeceğine dair bir söylenti dolaştı. İnsanlar o yüzden geliyor.”

Belediye Başkanı Ahmet Baki Yılmaz’ın dediği söylentinin aslını biliyordum. Çünkü olayın bir bakıma taa kaynağındaydım. Konu şu:

Soyadı da “Mesudiyeli” olan iş adamı bir hemşerimiz var: Salih Mesudiyeli…

Salih Bey bir gün Hürriyet’te beni ziyarete geldi. Yanında galiba bir-iki kişi daha vardı.

“Bir fikrim var. Onu sizinle paylaşmak istiyorum. Uygun görür de bir makalenizde kamuoyuna yansıtırsanız çok sevineceğim. O sayede önemli bir sorunun da çözüleceğini sanıyorum” dedi.

Fikri şu imiş:

“Bizler köyümüzdeki, ilçemizdeki toprağımız, imkânımız karnımızı doyurmadığı için evimizi, her şeyimizi terk edip buralara geldik. Onlar şimdi orada sahipsiz ve işe yaramadan duruyor. Oysa hükümet şimdi Bulgaristan’dan gelen soydaşlarımıza sığınacak ev, ekecek tarla, bakacak bahçe kısaca iş arıyor. Bence o boş evleri ve bahçeleri, tarlaları belli bir süre örneğin 5 yıl için bu insanlara bıraksak, ekseler, biçseler, karınlarını doyursalar hem bizim orada kalan insanımız bu çalışkan göçmenlerden çok şey öğrenir, hem de devletin sırtındaki büyük sorun en iyi şekilde çözülür. Bu dediklerimi paylaşırsanız yazın da hükümet uygulasın diye geldim” dedi.

“Salih Bey, dedim. Söyledikleriniz bana da ilginç geldi ama, ben yazınca hükümet benimser ve öneriniz uygulanır diye düşünüyorsanız, size teşekkür ederim ama beklediğinizin olmayacağını söyleyebilirim. En iyisi şöyle yapalım: Ben şu anda bu konunun sorumlusu olan Devlet Bakanı Prof. Dr. Ercüment Konukman’ı tanıyorum. Telefon edip sizin için randevu isteyecek kadar hukukum var. Gidin, kendisine anlatın. Fikrinizi hükümet olarak benimserlerse ben de konunun kamuoyuna yansıması sırasında sizi desteklerim.”

“Peki” dedi. Randevuyu hemen aldım.

Belki bir hafta belki 10 gün geçti. Bir gün gazetelerde Konukman’ın, “hükümetin göçmen meselesine çözüm” planını okuduk. Salih Beyin önerdiklerini belli ki o makul bulmuş, hükümet olarak da benimsemişler. Yakında uygulamaya koyacaklarmış.

Sonra ne oldu, anlayamadık. Ortada ne öneri kaldı ne de uygulayan oldu.

Benim Kurban Bayramını geçirmek üzere Mesudiye’ye gidişim, işte bunu izlemişti.

Belediye Başkanı Ahmet Baki Yılmaz’a sordum:

“İster evlerini devletin göçmenlere tahsis etmesini önlemek için gelmiş olsunlar, ister burayı sevdikleri için gelsinler… Bir gerçek var… Hemşerilerimiz bunca yolu, buraya olan ilgileri nedeniyle tepip geliyor. Belediye hoparlörlerinden bir anons yaptırsan da örneğin bu Cumartesi sabahı Belediye’nin düğün salonunda bir araya gelsek, Mesudiye’nin sorunlarını konuşsak, çözüm önerileri üretsek ne dersin? İyi olmaz mı?”

“Çok iyi olur. Hemen anons yaptıracağım”

Ahmet Baki Yılmaz dediğini yaptı. O Cumartesi saat 10.’da Belediye’nin düğün salonunda toplandık. Gerçekten çok yoğun ve coşkulu bir toplantı oldu. Hemşerilerimiz fevkalade seviyeli bir şekilde hem Mesudiye için düşündüklerini ve önerilerini hem de eleştirilerini dile getirdiler.

Toplantıdan o kadar mutlu ayrıldık ki, “Madem böyle bir potansiyelimiz var, ondan niçin sürekli olarak yararlanmayalım?” dedik.

Ve önerimizi önce İstanbul’daki Mesudiyeliler Derneği’nin (Mesudiye köylerinin İstanbul’da 74 adet derneği var. Onların çatı örgütü görevini bu dernek üstlenir) genel kuruluna götürdük. Orada “Mesudiye’nin sorunlarını görüşmek, çözüm önerileri üretmek, böylece Mesudiye’yi kalkındırmak üzere her yıl Temmuz ayının ilk Cumartesi günü saat 10.-‘da ÇAĞRISIZ OLARAK toplanarak Mesudiye İlçe Kurultayı’nı yapma” kararı aldık.

Böylece Kurultayımız doğmuş (daha doğrusu ilk toplantısı yapılmış olduğu için) isim kazanmış oldu.

Kurultayı fiilen düzenleme görevini Ankara’daki Mesudiyeliler Derneği üstlendi. İlk 13 sene bu işi onlar yaptı. Sonra görevi İstanbul’daki Mesudiyeliler Derneği devraldı. 22’nci Kurultaya kadar da bu dernek aynı görevi büyük bir özveri ve başarıyla yürüttü.

·        Kurultaylarda söylenenler, önerilenler hep kayda alındı. Yedinci Kurultaydan itibaren bunlar kitap halinde yayınlandı. Ayrıca Mesudiye’nin kalkınmasını konu alan paneller düzenlendi. Bunlardan “Mesudiye Gelişme Planı” konulu panel ile, “Mesudiye’de Biyolojik Çeşitlilik ve Organik Tarım Alternatifi” konulu panelin sunumları ve tutanakları, Mesudiye İlçesi Hayvancılığı Geliştirme Programı” kitap olarak çıktı.   

 

·        Devlet Opera ve Bale Genel Müdürlüğüne mensup sanatçılar her sene Kurultay günlerinde Mesudiye’ye gelip halka birkaç konser vermeyi gelenek haline getirdiler.

             Kurultaylarımıza bugüne kadar çeşitli devlet adamları katıldı. Örneğin merhum KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kendi dönemlerinin hükümet üyeleri, Devlet Bakanı Işılay Saygın, Köy İşleri Bakanı Mustafa Yılmaz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler,  eski Milli Eğitim Bakanı (sonra TBMM Başkanı) Köksal Toptan, Ordu ve çevre illerin Milletvekilleriyle Valileri, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Ordu Üniversitesi, Adıyaman Üniversitesi Rektörleri, birçok üniversitenin öğretim üyeleri katıldılar.     

Kurultayda yaşadıklarımız, uygulamanın karşımıza çıkardığı soru ve sorunlar, kurultayın kurallarının doğmasına yol açtı. Nitekim Kurultaydaki tartışma/görüşme usulleri dâhil hemen her şeyi kurallara bağladık. O kuralları Kurultay’da tartışıp kesinleştirdik. Ve bugüne kadar başarıyla getirdik.