Mustafa Kemal ATATRK
Oktay Eki
Oktay EK
CHP stanbul Milletvekili
D ileri Komisyonu yesi
Bugn 21 Ekim Cumartesi  2017
Dnya Basn zgrl ve Biz
3 Mays 2013

 

“Dünya Basn Özgürlüü Günü” yani 3 Mays, insan ister istemez halimize ve geçmiimize bir göz atmaya zorluyor.

Son durumumuzla ilgili deerlendirmeyi önce FREEDOM HOUSE isimli (ABD kökenli) düünce kuruluuna brakalm:

Bu kurum 1 Mays günü, 197 ülkeden hangisinde basn ne kadar özgür sorusuna yant tekil eden deerlendirmesini açklad: Türkiye bu listeye göre bu yl 120’ncilie dümü. Geçen yl 117’nci sradayd. Yani en kötü ülkeler olarak listenin sonunda yer alan Kuzey Kore, Türkmenistan, Sudan, Özbekistan, Ekvator Ginesi, Suudi Arabistan ve Eritre’ye biraz daha yaklamz.

Sadece FREEDOM HOUSE bunu söylese, “onlar bize düman” gibi bir gerekçe bulup savuturabilirsiniz. Oysa “Snr Tanmayan Gazeteciler” isimli örgüt Türkiye’nin geçen yl 179 ülke arasnda 148’inci olduunu söylemiti. 2013’de karnemiz daha kötü çkt 154’üncülüe indiimiz açkland.

Neden?

Gazeteciler kötü de ondan m, yoksa ülkeyi yönetenlerin “demokrasi” ile “özgürlük”le ba ho deil de ondan m?

Öteki raporlarla örnein son olarak ABD Dileri Bakanlnn yaynlad “nsan Haklar” raporunun Türkiye ile ilgili bölümüne girmeyelim. Anadolu’da çok ar sözleri anlatan bir deyim vardr. “Dirhemini yiyen it, daa çkar” derler. ABD Dileri Bakanlnn Türkiye’deki “ifade (basn) özgürlüü” dahil, “insan hakk ihlalleri” konusunda söyledikleri o kadar ar. Ama ilamaallah AKP iktidar ve o iktidarn oluturduu hükümet “bana msn?” demiyor. Sanki suratlarna yaan tükrüü  “Allahn rahmeti” sayyormu gibiler.

“Dünya Basn Özgürlüü” gününde ülkemizin halini “yabanclarn gözüyle” özetledikten biraz geri gidelim ve geçmiteki durumumuza göz atalm:

“Dünya Basn Özgürlüü Günü” bu ylki 3 Mays’la 20’nci yan tamamlad.

Yirmi yl önce de ülkemizde basn mensuplar çok zor ve tehlikeli günler yayordu. Çünkü o tarihte karanlk merkezler “gazeteci katletmeyi”  marifet sanyordu. Anmsanacaktr:  Uur Mumcu’yu 1993’ün ilk aynda kaybettik. Ondan önceki aylarda çou Güneydou illetimizde yaayan 10 gazeteci “faili meçhul” cinayetlerin kurban oldu. Dönemin Babakanndan geldii anlalan talimatla bir gazetenin yönetim binas 1993 ylnda bomba patlatlarak havaya uçuruldu.

Tüm bu basklar bilindii gibi “iktidarn duyulmasn istemedii gerçeklerin gazeteciler tarafndan yazlmas” yüzünden yaand. 

Peki daha önce?

Sultan Abdülaziz gazetecileri “korkutarak” susturmay denedi. 

Korkanlar oldu ama Abdülaziz’in istedii hiçbir zaman  olmad. 

Sultan Abdülhamit gazetecilerin azn “rüvetle” kapatmay denedi. 

Gerçekten rüvet alanlar oldu ama istenen o zaman da olmad. 

ttihat Terakki “öldürerek susturmay” denedi ama baaramad. 

Mütareke döneminde gazetecileri “satn alarak” susturma yolu denendi. Gerçekten bazlarn satn ald ama istenen olmad. 

Devrimler Türkiyesini yani 19 Mays 1919 ile 10 Kasm 1938 arasn atlyorum çünkü devrimler döneminin metotlar tartlmaz. O dönemin sadece sonuçlar tartlr. O da bana sorarsanz, tüm ulusal tarihimizin belki de en muhteem baar hikâyesidir. 

Büyük Atatürk’ün vefatndan sonraki sava yllar her ülkede olduu kadar Türkiye’de de basna bask uygulanan dönemdi. Ama onun bir çözüm olmadn gören smet nönü, “konuma ve yazma”  yolunu açt. “Çok partili yaama”  ve “demokrasiye” geçti. Göreceli bir “özgürlük” dönemi balad.

Ama “demokrasiyi özümsemeyen” iktidar sahipleri basn tekrar bask altna ald. Nitekim Demokrat Parti,  –özellikle 1955’den itibaren- basn susturmak için tekrar gazetecileri hapse atmay denedi. Olmad.

1961 Anayasasnn yürürlükte kald 1961-80 aras en azndan yasal yönden eskisine kyasla daha özgür saylabileceimiz bir dönemdi. Ama o da aslnda yeterli bir özgürlük ortam saylmazd.

12 Eylül yllar, askeri zihniyetin basks altnda geçti. Maksat ötekilerden farkl deildi. Nitekim basn bu olaand dönem tehditlerinin, gazete kapatma, gazete toplatma uygulamalarnn hedefi oldu. Bir ksm aydnlar, yaynclar, yazarlar tutukland. Bir ksm insanlar korktu, ama iktidar gücünü elinde tutanlar hiçbir zaman amaçlarna ulaamad çünkü toplum kendi içinden her zaman  “gerçekleri” söyleyen birkaç kii üretmeyi baard.

Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Bahriye Üçok ve Turan Dursun gibi “Türkiye’deki laik rejimi kendi rejimi için tehlike sayan bir komu devletin” Türkiye’de kiralad tetikçiler tarafndan öldürüldüüne inandm aydnlar bu kategoriye dâhil etmiyorum. Uur Mumcu ile Prof. Dr. Ahmet Taner Klal’y, yazar  Doç.Dr.Necip Hablemitolu’nu  daha baka bir gücün madurlar/yahut maktulleri olarak görüyorum. Bir baka deyile onlar siyasi gücün deil, bence ülkemizdeki gerici gücün hedefiydiler.

Ama özellikle Adalet ve Kalknma Partisi dönemi, tam anlamyla “tüy” dikti.  

AKP fiziki anlamda öldürmüyor. Ama yaarken öldürmek için her eyi yapyor. Korkutmak, çada enstrümanlarla (örnein TRT’de bol ücretli program yaptrarak) rüvet vermek, hapse atmak, kiiyi deil tüm bir yayn grubu çökertmek, medyay itibarszlatrmak dâhil her eyi yapyor. Çünkü AKP iktidar kendisini “hukuk”la, “demokrasi” ile, “ahlak”la bal saymyor. Bu deerlerin kendisine de lazm olduu –artk uzakta olmadn düündüümüz- günü görünceye kadar böyle gidecekmi gibi görünüyor.  

 

Bu Makale Toplam 920 defa okundu.