Mustafa Kemal ATATÜRK
Oktay Ekşi
Oktay EKŞİ
CHP İstanbul Milletvekili
Dış işleri Komisyonu Üyesi
Bugün 21 Ağustos Pazartesi  2017
2013 Yılı Medya Raporu

10.01.2014

9  Ocak 2014



TÜRKİYE’DE MEDYA VE SORUNLARI



Oktay Ekşi

İstanbul Milletvekili


Türk medyasının 2014 yılının başı itibariyle 183 yıllık bir geçmişi var. Ne yazık ki bu geçmişin çok büyük bir bölümünde gazeteciler görevlerini “özgürce” yapamadılar. Doğrusu şu ki uzun yıllar bundan pek de şikâyet etmediler. Çünkü önce “özgürlük” kavramına yabancıydılar. Gazetecilik hukuk-etik-gerçeğe bağlılık ve özgürlük gibi belli değerlere göre yapılan bir iş değildi. Gazetecinin işi, ülkedeki egemen gücün uygun gördüklerini kamuoyuna duyurmaktan ve o gücün beğeneceği görüşleri dile getirmekten ibaretti.

Yukarıda özetlenen “özgürlüksüz gazetecilik” gerçeğinin istisnası maalesef azdır. Örneğin 24 Temmuz 1908’de ilân edilen “İkinci Meşrutiyeti” izleyen 31 Mart (13 Nisan) 1909 ayaklanması üzerine Sıkıyönetim ilan edilmiş, bir başka deyişle “özgürlüğün” ömrü 8 ay sürmüştür. 

İkinci istisna 15 Ekim 1961 Genel Seçimleri ardından 20 Kasım 1961’de kurulan İsmet İnönü hükümeti dönemi başından 21 Mayıs 1963 tarihli hükümeti devirme teşebbüsüne kadar olan süreyi ekleyebiliriz. 12 Eylül 1980’e kadar olan dönemi yer yer anarşik olayların lekelediği bir gerçektir.

Gerçek şu ki, bu göreceli özgürlük dönemleri de “Sıkı Yönetim”  veya “Olağanüstü Hal”  rejimleriyle zedelenmiştir.

Bu gerçeğin de ortaya koyduğu gibi Türk medyası görevini çok uzun yıllar boyunca meşru veya gayrı meşru güç odaklarının etkisi/baskısı altında sürdürmüş, bir başka ifadeyle “görevini yapmaktan” alıkonulmuştur. 

Nitekim medyamızın (eski deyimle basınımızın) “özgürlük” talebi, çok partili rejime geçtiğimiz 1946’ya kadar hemen hiç dile getirilmemiştir. Ülkemizdeki gazetecilerin yaşayan en eski meslek kuruluşu olan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti de “basının özgür olması için çalışacağını”, Tüzüğüne ilk olarak 1973 yılında koymuştur.

Türk medya mensupları 1911’den itibaren birçok meslektaşlarının katledilmesine, önceki yıllarda (özellikle 1955-1960 arasında) birçok gazetecinin hapse atılmasına, rağmen “örgütlü” bir dayanışma bilincine ancak 25 Ağustos 2010 tarihinde “Gazetecilere Özgürlük Platformu” isimli bir platform oluşturdukları zaman ulaşmışlardır.

Belirtmeye değer ki Gazetecilere Özgürlük Platformu görevini çok iyi yapmış, özellikle hapse atılan gazetecilere çok yakından ve başarılı şekilde destek vererek sadece Türk kamuoyunu değil, dünya kamuoyunu da “Türkiye’nin en büyük gazeteci hapishanesi” haline geldiğine ikna etmiştir.

Peki bu “medya” dünyasının yalın gerçekleri nedir?

1) RAKAMLARLA MEDYAMIZ


1.1. YAZILI BASIN: 


1.1.1. Ulusal (Yaygın) Basın:

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ülkemizde 2012 yılı itibariyle 3004 gazete, 4105 dergi yayımlanmaktadır .

Gazetelerin (2011 itibariyle) yüzde 90.12’si “yerel”, yüzde 3.13’ü “bölgesel”, yüzde 6.75’i “ulusal” (veya yaygın) denen türden idi. 

Türkiye’deki günlük gazetelerin sayısı 2012’de 405’ti . Bunlardan “ulusal” çapta dağıtımı yapılanların (yaygın diye nitelendirilenlerin) günlük satış ortalaması 2012 yılında 4 milyon 719 bin idi  . 2013 yılının 11 aylık verileri günde (tezgâh satışı ve günlük abone satışı birlikte) 5 milyon 672 bin gazete satıldığını göstermektedir. Buna bölgesel ve yerel gazetelerin kendi imkânlarıyla dağıtarak sattıkları yaklaşık 200 bin bin gazete eklenirse ülkemizde toplam 5 milyon 870 bin gazetenin satıldığını  söyleyebiliriz. 

Ulusal (yaygın) gazetelerin hepsi İstanbul’da yayımlanmaktadır. 

1.1.2. Yerel Basın:

TÜİK istatistikleri ülkemizde 2012 itibariyle yerel gazete sayısının 2717 olduğunu bildirmektedir .  Haftada bir veya birkaç kez çıkanların sayısı 1732’dir. Bunlardan bir kısmı İzmir, Adana, Bursa, Kocaeli, Antalya, Trabzon, Samsun, Ordu gibi yerlerde çıkan ve “Bölge Gazetesi” olma iddiası taşıyan yayınlardır. Bölge gazetesi olma iddiasındaki yayınlar “dağıtım” şirketlerinden yararlanmakta bir başka deyişle kendi güçleriyle ayakta durmaktadırlar. Diğerleri güçsüz ve çok sorunlu yayınlardır.  

En kötüsü, 1935’te, 1975’te, 1992’de 1995’te  ve 2003’te  “Yerel Basının Sorunlarını” irdeleme ve çözüm üretme amacıyla yapılan geniş katılımlı toplantılara rağmen hiçbir  siyasi iktidar konuya gereken ciddiyetle yaklaşmamış, sorunlar büyüyerek bugüne kadar gelmiştir. Bunların başında yerel basının mali ve teknik açıdan güçlendirilmesi, en az onun kadar önemli sorun olarak çalışan gazetecilerin 5953/212 sayılı yasa gereğince sosyal güvenceye kavuşturulmaları gelmektedir.  

1.2.1. Haber Ajansları: 

Halen Türk medyasına hizmet veren haber ajanslarından biri Devletin yarı resmi haber ajansı konumundadır. 

* Anadolu Ajansı hukuken bir Anonim Şirkete ait olmakla birlikte Hazine Müsteşarlığının devlet adına şirketteki hissesi yüzde 47.75’tir. Kalan hissenin yüzde 25.65’i   Genel Müdür Kemal Öztürk tarafından satın alınmıştır. Diğer hisselerin kimde olduğu bilinmemektedir. Bu haliyle Anadolu Ajansı iktisadi bir işletmeden çok devletin desteğiyle yaşayan o nedenle de “doğru habercilik”ten çok, ülkeyi yönetenleri mutlu etmeye özen gösteren bir kuruluştur. 

* Diğer haber ajanslarından:

i) Ajans HaberTürk: Ciner grubu yayın organlarına haber servisi yaptığı bilinmektedir.

ii) ANKA Haber Ajansı; 1972’den beri faaldir. Sosyal demokrat eğilimli gazeteciler tarafından yönetilmektedir. Az sayıda abone ile yaşamaya çalışmaktadır.

iii)CİHAN Haber Ajansı: Fethullah Gülen grubuna mensup medya organlarına hizmet vermektedir.

iv)DOĞAN Haber Ajansı: DOĞAN Medya grubuna mensup medya organlarıyla, görüntülü haberlerini isteyen medya gruplarına parça başı bedelle servis etmektedir.  

v )İHLAS Haber Ajansı: Türkiye gazetesi ile İHLAS Holdinge mensup TV kanallarına haber servisi yapmaktadır.

vi)DİCLE Haber Ajansı: PKK’ya ve “Kürt Milliyetçiliği” mücadelesi veren kişi ve kuruluşlara yakındır.  

Ajanslar abone yapıları hakkında bilgi vermemektedir.

1.3.1 Yazılı Basınla İlgili Yayın Grupları:

Yazılı basındaki yayın grupları ve ellerindeki basın organları ile bunlara bağlı olan/olmayan gazetelerin 23-29 Aralık 2013 haftası içindeki ortalama tiraj rakamları  (ALFABETİK sıralamayla) şöyledir:

ALBAYRAK Grubu: Yeni Şafak gazetesi 131 bin 239;

AYDINLIK gazetesi 62 bin 264; 

CİNER Medya Grubu: Haber Türk gazetesi 229 bin 753;         

DOĞAN YAYIN HOLDİNG: Hürriyet gazetesi 411 bin 292, Posta gazetesi 428 bin 206; Fanatik (Spor gazetesi)  166 bin 194;  Radikal gazetesi  24 bin 188;

DEMİRÖREN Medya Grubu: Milliyet gazetesi 175 bin 062; VATAN gazetesi 107 bin 389;

ESTETİK Yayıncılık: SÖZCÜ gazetesi 378 bin 217;

FEZA Gazetecilik A.Ş.; ZAMAN gazetesi 1 milyon 238 bin 028; Today’s ZAMAN 11 bin 866;  

İHLAS Yayın Holding: Türkiye gazetesi 183 bin 605;

KOZA İpek Holding: Bugün gazetesi 141 bin 772;

Star Gazetesi 135 bin 197;

TARAF gazetesi 83 bin 872;

ÖZBOLAT Şirketler Grubu, YURT gazetesi 53 bin 590;

TÜRKMEDYA (Ethem Sancak) Grubu:  Akşam gazetesi 106 bin 526, Güneş gazetesi 103 bin 181;

Yeni Asya gazetesi 52 bin 716;

Yeni Çağ gazetesi 51 bin 737;

YENİ GÜN Haber Ajansı: Cumhuriyet gazetesi 56 bin 437;

(Yeni) AKİT gazetesi 62 bin 017;

ZİRVE Yayın Grubu: SABAH gazetesi 319 bin 598; Takvim gazetesi 105 bin 371; Yeni Asır gazetesi (İzmir’de yayınlanmaktadır) 26 bin 571; Fotomaç (Spor) gazetesi 197 bin 168;

Satış rakamları düşük olduğu için yukarıdaki listede yer almayan gazetelerle birlikte 23-29 Aralık 2013 haftasındaki günlük gazete satış rakamı toplam 5 milyon 309 bin 669’dur. Bu rakamı esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre:

1.3.2. Yazılı Basın Organlarının Yayın Politikalarına Göre Eğilimleri:

Yazılı basının günlük tirajının:

Yüzde 26.2’si Fethullah Gülen cemaatine yakın basın organlarına; 

Yüzde 13.8’i muhalif basına; 

Yüzde 23.6’sı AKP iktidarını doğrudan doğruya destekleyen gazetelere; 

Yüzde 25.9’u bağımsız görünen fakat siyasi iktidarın baskısı altında AKP’ye karşı yayın yapamayan gazetelere aittir. 

Bunlardan ayrı olarak yüzde 3.6 oranında siyasi çizgisi tartışmalı basın organı ile

Yüzde 6.9 oranında spor gazetesi vardır.  

Yukarıdaki yayınları “dinci” , “muhafazakâr”, “mutedil sağcı”, “milliyetçi”, “ayrılıkçı”, “sosyalist”,  “ulusalcı/laik/demokrat” gibi kategorilere ayırmak gerekirse:

“Dinci” gazetelerin tüm tirajın yüzde 31.1’ini;

“Muhafazakâr” gazetelerin tüm tirajın yüzde 13.6’sını;

“Mutedil sağcı” gazetelerin tüm tirajın yüzde 11.3’ünü

“Milliyetçi” gazetelerin tüm tirajın yüzde 1.1’ini,

“Ayrılıkçı” gazetelerin tüm tirajın yüzde 0.15’ini,

“Sosyalist” gazetelerin tüm tirajın yüzde 0.51’ini;

“Ulusalcı/laik/demokrat” gazetelerin tüm tirajın yüzde 31.8’ini teşkil ettiği görülmektedir. Bunlara ek olarak;  

Yüzde 6.9 oranındaki spor basını ve 

Herhangi bir kategoriye sokma imkânı olmayan gazeteler de toplam tirajın yüzde 3.54’ünü teşkil etmektedir. 

Bu ayrımlara göre günlük yaygın (ulusal) gazetelerin yüzde 56’sı “muhafazakâr/dinci/sağcı” diyebileceğimiz dünya görüşlerinin savunuculuğunu yapmaktadır.

Ulusalcı/laik/demokrat diye nitelendirilebilecek gazetelerin tüm günlük tiraj içindeki oranı yüzde 31.8;

Radikal anlamda Türk Milliyetçiliğini savunanların oranı yüzde 1.1;

Radikal anlamda ayrılıkçı diyebileceklerimizin oranı yüzde  0.15;

Sosyalist yayınlarınki yüzde 0.51’dir.


2.1. ELEKTRONİK BASIN (Radyo ve TV’ler)

Türkiye’de yasal radyo ve TV yayıncılığı 6112 sayılı yasayla düzenlenmiştir. Buna göre radyo veya TV yayını yapabilmek için Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’ndan (RTÜK)  lisans (izin) almak zorunludur. 

RTÜK kayıtlarına göre 2013 yılı itibariyle ülkemizde toplam 1145 radyo; kablo veya uydu üzerinden yayın yapanlar dâhil toplam 645 TV kanalı faaldir .

Bu sektör içinde “kamusal yayıncılık” yapan Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT) özel bir konumda olduğu için onu ayrıca irdelemekte yarar vardır:



2.1.1. TRT:

Bir “kamu yayın kuruluşu” olan Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT) Anayasaya göre “özerk” ve ”tarafsız” yayıncılık anlayışıyla izleyicilerine doğru, tarafsız, anlaşılır, çabuk haber vermekle ve izleyicilerinin eğitim ve kültürlerine katkıda bulunmakla yükümlüdür. Bu görevi yapabilmesi için esas itibariyle kamudan (elektrik tüketicilerinin faturalarına yüzde 2 oranında eklenen paradan, yurt içinde satılan elektronik aletlerden alınan bandrol ücretinden) ve TRT’ye verilen reklamlardan sağladığı geliri kullanır. 


TRT’nin 15 TV, 15 radyo kanalı, 2 adet de “internet yayını” yapan sitesi vardır. Kurumun 2012 yılı Faaliyet Raporuna göre günlük TV yayın süresi 312 saattir.


Kurum bu hizmeti 31 Aralık 2012 tarihi itibariyle 7106 kişiyle yürütmektedir.


TRT’nin 2012 yılı Faaliyet Raporuna göre,  gelirlerinin yüzde 45’ini “elektrik hasılatı payı”, yüzde 36’sını “bandrol gelirleri”, yüzde 6’sını “ilan ve reklam” gelirleri, yüzde 13’ü de “diğer” kaynaklardan sağlanan gelirler oluşturuyor.  


Rakamlarla söylemek gerekirse TRT’nin 2012 yılında sağladığı gelir, elektrik hasılatından 662,2 milyon TL, bandrollardan 545,9 milyon TL, ilan ve reklamlardan 91.2 milyon TL, sponsorluklardan 16,5 milyon TL, bankalardaki mevduatın faizlerinden 24,5 milyon TL. toplam 1 milyar 340 milyon 300 bin TL.’dır. Bununla birlikte rapor toplam gelirin 1 milyar 500 milyon 700 bin TL olduğunu bildirmektedir. 


Aynı rapora göre TRT’nin 1 milyar 321 milyon TL tutarındaki giderlerinin yüzde 50’sini yani yaklaşık 650 milyon TL’sını “dışarıdan alınan hizmet” bedeli oluşturmuştur. 


Kurumun 7106’yı bulan personelinin 6272’si “memur” statüsündedir.  2010 yılına ait bilgilere göre TRT’de 1 aktif gazeteciye karşılık 11 idari personel çalışmaktaydı.  TRT’nin Faaliyet Raporu, personel statüsüne ilişkin yeter açıklıkta bilgi vermemektedir. Bununla birlikte 2010 yılındaki durumun 2013’te de devam ettiği tahmin edilmektedir.  


Kurumla ilgili rakamlar, çok sayıda personel çalıştırmasına rağmen TRT’nin dış yapımcılara yaptığı bol kepçe ödemelerle program saatlerini doldurduğunu göstermektedir. Kurumun yayınlarının Anayasanın emrettiği “tarafsızlık” ilkesine uygun olmadığı, yaygın şekilde kabul gören bir değerlendirmedir.


2.2.1. Özel Radyo ve TV’ler:


Bir “kamu” kurumu olan TRT dışında (Alfabetik sıralamayla) :


1) ALBAYRAK Medya Grubunun TVNet isimli TV kanalı;

2) CİNER Medya Grubunun Yeni TV, atv, atv Avrupa, TürkÇ TV (?), Kanal 1, HaberTürk TV, Bloomberg HT, Showmax TV,  Show TV, Show Türk isimli TV kanalları ile HaberTürk Radyo, Poptürk, Blomberg HT Radyo isimli radyolar;

3) DOĞAN Yayın Holding’in Kanal D, Eko TV, Euro D, CNN Türk, Süper Kanal, Kanal D Romanya, TNT Türkiye, National Geographic  Channel,  Cartoon Network, NBA TV, Tv2, Boing TV isimli Televizyon Kanallarıyla Radyo D, CNN Türk Radyo, Slow Türk ve Radyo Moda isimli radyo kanalları;

4) DOĞUŞ Yayın Grubunun Kanal D Discovery Channel, NTV, Star TV, Euro Star TV, CNBC-e, e2, Kral TV, NTV Spor, EuroStar, HDe, Kral Pop Tv, Kral Pop, NTV Sport Smart HD, Kral Word isimli TV kanallarıyla NTV Radyo, Radyo Eksen, Radyo N101, Rokket FM, Capital Radyo, Kral FM, Nostalji Türk, NTV Spor Radyo, Radyo Voyage,  Radyo 5, Kral Pop, Maximusic! 99,4 isimli radyo kanalları;

5) FEZA Gazetecilik’in (Fethullah Gülen Cemaati) Irmak TV kanalıyla Radyo Cihan isimli radyo kanalları;

6) İHLAS Yayın Holding’in TGRT TV, TGRT EU, TGRT Pazarlama, TGRT Haber, TGRT Belgesel isimli TV kanallarıyla TGRT FM isimli radyo kanalı;

7) KOZA İPEK Holdingin KanalTürk TV, Bugün TV isimli TV kanallarıyla KanalTürk Radyo isimli radyo kanalı;

8) SAMANYOLU Yayın Grubunun, Samanyolu Amerika, Samanyolu Avrupa, Samanyolu TV, Ebru TV, Mehtap TV, Samanyolu Haber, Yumurcak TV, Dünya TV, MCTV, Samanyolu Afrika, Tuna Shopping isimli TV kanallarıyla Burç FM, Samanyolu Haber Radyo, Radyo Mehtap isimli radyo kanalları;

9) TÜRK MEDYA Grubunun (Ethem Sancak) Lig TV, İZ TV, Turkmax ve Skyturk TV kanalları ve Alem FM, Lig Radyo isimli radyo kanalları;

10) ZİRVE Yayın Grubunun (TURKUVAZ Grubundan Aralık 2013’de devraldığı) Yeni Asır TV, A Haber, Minika TV, Minika Çocuk, Minika GO isimli TV kanallarıyla Romantik Radyo, Turkuvaz Radyo isimli radyo kanalları,

11) YİMPAŞ (Yeni Dünya Medya Grubunun) Kanal 7 TV, Ülke TV, Yurdum TV, TVT, Kanal 7 Avrupa isimli TV kanallarıyla Radyo 7 isimli radyo kanalı vardır.


2.2.2. İzlenme oranları:


Ulusal çapta yayın yapan kanalların izlenme oranlarına ilişkin güvenilir bilgi bulmak zordur. Çünkü her kanal kendisinin başarılı olduğu yayın kuşağına ilişkin “rating” rakamlarını öne sürerek rakiplerine göre başarılı olduğunu öner sürmekte, bu yüzden izleyicinin kafası karışmaktadır. Bununla birlikte DOĞAN Şirketler Grubu Holdingin 2013 yılı (ilk üç çeyrek yıllık) Faaliyet Raporuna göre 2013 yılının ilk üç çeyreğinde Kanal D prime-time denen “en çok izlenme” saatlerinde yüzde 13.33 oranıyla birincidir. Ayrıca Tüm Gün-Tüm Kişiler bazında da yüzde 10.46 ile baştadır. 


2.2.3. Eğilimleri: 


Yukarıda sayılanlardan FEZA gazetecilik, KOZA İpek, SAMANYOLU grupları Fethullah Gülen cemaatinin görüşlerini aksettirmektedir. Türkiye’nin hemen her tarafına dağılmış yerel TV ve radyo kanallarının pek çoğu da Fethullah Gülen cemaatinin, Süleymancılar, Kadiriler, Rıfailer, Nakşibendiler, Nurcular, Menzilciler, Aleviler, Caferiler gibi tarikat veya dini grupların görüşlerinin yayıncısı olarak faaldirler. Bunların toplam yayıncılık dünyamızdaki izleyici kitlesine ilişkin rakamsal veya oransal veri bulmak mümkün olmamıştır.


3.1. DİJİTAL YAYINCILIK DÜNYASI:


3.1.1. İnternet medyası:


İnternet ortamında yapılan yayınlar, Türkiye’deki medya dünyasının belki de en sorunlu bölümünü oluşturmaktadır. Çünkü bunların “çok hızlı ve çok yaygın”  bir erişim avantajı yanında “sessiz” olması yüzünden etkisini hemen hissettirememek gibi önemli bir zaafı vardır. Bu da internet yayıncılığını siyasi iktidarın kolayca saldırabileceği bir av durumuna düşürmektedir. Nitekim Türkiye “internet ortamındaki yayınları en fazla engelleyen ülkeler” liginde başta gelmektedir. Keza Türkiye, “Sınır Tanımayan Gazeteciler” isimli uluslararası örgütün değerlendirmesine göre 2012 yılından itibaren “internet düşmanı ülkeler” listesinde bulunmaktadır.


3.1.2. Rakamlarla durum:


Türkiye’de 16-74 yaş arasındaki nüfusun internet kullanımında oranı (Ağustos 2013 itibariyle)  yüzde 48.9’dur . Ancak bu insanların internet yayınlarına ulaşması önünde devlet tarafından oluşturulmuş ciddi engeller vardır. Nitekim Türkiye 2013 yılı ölçümlerine göre artık “temel insan hakları” arasında kabul edilen “internet özgürlüğünü” kullanma yönünden 81 ülke arasında 58’inci sıradadır. Liste başındaki İsveç’in puanı 100, komşumuz Yunanistan’ınki 70.8,  liste sonundaki Yemen’in 0, Türkiye’ninki 30.9’dur. İnternet kullanıcılarının erişimine engeller koymakla eleştirilen Çin Halk Cumhuriyeti 31.1 puanla Türkiye’den bir basamak yukarıdadır.


3.1.3. Erişimin engellenmesi:


Türkiye, yukarıdaki rakamların da gösterdiği gibi, internet özgürlüğünün ciddi şekilde kısıtlı olduğu ülkelerden biridir. Nitekim konuyla ilgili bilgi toplayan Engelli Web isimli siteye göre Aralık 2013 itibariyle Türkiye’deki internet sitelerinden 37 bin 306’sı devlet tarafından erişime kapatılmıştır. Daha da vahimi, bu “kapatma”  kararlarından sadece 1913’ü savcılık veya yetkili mahkeme tarafından verilmiştir. Mahkeme kararıyla kapatılıp kapatılmadığı net olarak saptanamayan site sayısı 1282’dir. Kalan 32 bin 959 web sitesi,  Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına bağlı bir kurum olan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) çoğu keyfi denebilecek kararıyla kapatılmıştır.   


3.1.4. Yasal durum:


Türkiye’de internet erişimi dahil “Bilişim Hukukunu” düzenleyen iki yasa vardır. Bunlardan biri 5651 sayılı  ve 4 Mayıs 2007 tarihli “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi  ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkındaki Yasa” diğeri de 5809 sayılı ve 5 Kasım 2008 tarihli Elektronik Haberleşme yasasıdır. Bu ikinci yasa Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu isimli kurumu kurmuştur. Bu kurumun bir bölümünü oluşturan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), 5651 sayılı yasanın sadece 8 konuda  kapatma kararı verme yetkisini kendi başına genişletmekte ve bir “sansür” idaresi gibi görev yapmaktadır.


3.1.5. Yeni tehlike:


Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti tarafından hazırlandığı anlaşılan ve Şanlıurfa Milletvekili Zeynep Armağan Uslu ve 26 arkadaşının imzasıyla TBMM Başkanlığına verilen bir kanun teklifi, 5651 sayılı yasanın keyfi kullanıma açık hükümlerini çok daha vahim hükümlerle değiştirmeyi amaçlamaktadır.


TBMM Plan-Bütçe Komisyonu tarafından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile ilgili bir yasa tasarısıyla birleştirilerek “Torba Yasa” çerçevesinde görüşülmekte olan bu öneriye göre bir devlet memuru olan TİB Başkanı veya “ilgili Bakan”, “gecikmesinde sakınca bulunan hallerde”   “Özel hayatın gizliliğinin ihlali veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması” gerekçesiyle/bahanesiyle bir web sitesini erişime engelleme (kapatma) kararını verebilecektir. 


TİB Başkanının “re’sen” (kendi kararıyla) erişimi engelleme yetkisi fuhuş, müstehcenlik ve çocukların cinsel istismarı konularıyla sınırlandırılmaktadır.


Öneri, erişimin engellenmesi kararlarının uygulanmasını sağlamak üzere, Erişim Sağlayıcıları Birliği adıyla bir yapı oluşturulmasını öngörmektedir. Birliğin çalışma usul ve esasları Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından belirlenecektir. Birlik, tüm servis sağlayıcılarıyla internet erişim hizmeti veren işletmecilerin katılımıyla oluşturulacak ve gelirleri de onlar tarafından karşılanacaktır. 


Önerinin ilginç taraflarından biri, TİB personeli hakkında ceza soruşturması açılmasını Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanının taktirine bırakmasıdır. Böylece bir yandan demokratikleşme iddialarının sahibi olan siyası iktidar öte yandan “yasaya aykırı uygulamalar yapmayı/yaptırmayı” cezasız bırakan dokunulmazlıklar yaratmaktadır. 


Kısaca öneri bu haliyle, internet yayıncılığı dünyasındaki yasal boşlukları doldurma gerekçesiyle/bahanesiyle, birçok gerçeğin kamuoyuna yansıtılmasını önlemeyi amaçlamaktadır. 



2) TÜM MEDYAYI KAPSAYAN GERÇEKLER


4.1. MEDYADA İŞVEREN YAPISI:


Türkiye’deki ana akım medya organlarından Cumhuriyet, Aydınlık, Sözcü, Yeni Asya, Yeni Çağ gazeteleri hariç, ötekilerin tamamı gazetecilik dışı “iş” dünyasında büyümüş şirketlerdir. Örneğin yukarıda sayılanlardan:


ALBAYRAK  Grubu  inşaat, müteahhitlik, traktör ve motor üretimi, tekstil, nakliyecilik,  temizlik ve hizmet sektöründe faaliyet göstermektedir. Özelleştirmeden ve kamu satışlarından Konya Ereğli Tekstil, Trabzon Limanı, Tümosan ve İktisat GYO gibi şirketleri bünyesine katan Albayrak, Balıkesir SEKA'yı da aldı. Albayrak Şirketler Grubu, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu tarihte Belediye’den aldığı ihalelerle dikkati çekti. Bünyesinde 25 ayrı şirket bulunan grup AKP iktidarıyla yakın ilişki içinde görünmektedir. 


AYDINLIK Gazetesi: Anadolum Gazetecilik Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından çıkarılan Aydınlık Gazetesi, İşçi Partisi’nin organıdır. Atatürkçülüğün ve Bilimsel Sosyalizmin savunucusudur.  Gazetenin sahibi Anadolum Gazetecilik Şirketinin de Yayımcısı TOROS Yayıncılık Şirketinin de “gazetecilik” dışı bir uğraşı yoktur.


CİNER Grubu  faaliyetlerini Ciner Enerji ve Madencilik Grubu, Ciner Medya Grubu ve Ciner Ticaret Sanayi ve Hizmet Grubu adı altında sürdürmektedir.  


DOĞAN Holding medyadan ayrı olarak enerji, perakende, sanayi, ticaret, finansal hizmetler ve turizm dallarında faaldir. 2008 yılından sonra devletten ihale almak türü bir iş ilişkisi olduğu bilinmemektedir.


DOĞUŞ Grubu finans, otomotive, yapı/inşaat, medya, turizm, taşınmaz mal, enerji ve eğlence dâhil sekiz ayrı sektörde 200’den fazla şirketle faal haldedir. Siyasi iktidarla yakın ilişki içindedir.


FETHULLAH GÜLEN Grubunun yayın organları FEZA Gazetecilik ve Samanyolu Yayıncılık Hizmetleri A.Ş.’nin, saydam ticari faaliyetlerle açıklanması nerdeyse imkânsız mali yapılara dayandıkları bilinmektedir.


İHLAS Holding medya dışında fuarcılık, inşaat, üretim ve pazarlama, elektrikli ve elektronik ev aletleri pazarlama, gazlı içecek, doğal maden suyu ve doğal kaynak suyu şişeleme ve pazarlama, madencilik, hastane işletmeciliği, özel okul gibi alanlarda faaldir. Temel ilke olarak mevcut siyasi iktidar hangisi ise onu destekler.


KOZA İPEK Holding altın madenciliği, petrol, doğalgaz, kömür madeni işletmeciliği, danışmanlık, inşaat, tarım ve hayvancılık, havacılık, turizm alanlarında hizmet veren, Fethullah Gülen Hareketine yakınlığıyla bilinen bir gruptur. 


SAMANYOLU Yayın Grubu yayıncılıkla meşgul 12 şirketten oluştuğu kendi web sitesinde bildirilmektedir. Grubun sermaye yapısı ve yayıncılık dışında iş ilişkisi varsa bile bilinmemektedir. Grup Fethullah Gülen’in elektronik yayıncılık dalındaki en güçlü sesi olarak tanınmaktadır.


TÜRK MEDYA Grubu ETEM SANCAK isimli işadamınındır. Etem Sancak’ın sağlık, ecza deposu sahipliği, tarım sektörü konularında yatırımları vardır. Siyasi iktidarla yakınlığı bilinmektedir. FORBES isimli derginin değerlendirmesine göre 2012 itibariyle serveti 650 milyon TL.’dır.   


YİMPAŞ Şirketler Grubu Yozgat merkezlidir. Hayvancılık, gıda, inşaat, tekstil, pazarlama, dayanıklı tüketim malları, iletişim hizmetleri, hazır giyim, giyim sanayii, otelcilik, turizm, sağlık, eğitim, bilgisayar, turizm dallarında faaliyet göstermektedir. Muhafazakâr eğilimli ortaklarıyla tanınmaktadır. AKP iktidarına yakın durmaya itina etmektedir.


ZİRVE Holdingi bünyesinde bulunduran Kalyon Grup 1974 yılında inşaat sektöründe hizmet vermek amacıyla kuruldu. Bakırköy Adalet Sarayı, Metrobüs hattının inşaatı, Taksim Yayalaştırma Projesi gibi projeleri yürüttü. Aynı zamanda 3. havalimanı ihalesini kazanan ortak girişim grubunun bünyesinde yer alan firmalardan birisidir. İnşaata ek olarak altyapı, enerji, plastik boru, PVC pencere sistemleri gibi birçok farklı alanda hizmetler veren bir şirketler grubudur. Kısaca devletten pek çok ihale alan o nedenle de siyasi iktidarla çok yakın ilişki içinde olmaya itina eden bir gruptur.

4.2 MEDYADA ÇALIŞANLAR:

Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının “medya çalışanları” konusunda verdiği rakamlar çelişkilidir. Örneğin TÜİK’e göre medya sektöründe 2012 yılı itibariyle tüm çalışanların sayısı 67 bin 150’dir. Bunlardan 54 bin 798’i “yayın” bölümünde, geri kalan 12 bin 352 kişi dağıtım ve basım işlerinde çalışmaktadır. 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı istatistiklerine göre Basın, Yayın ve Gazetecilik dallarında çalışanların sayısı 2012 itibariyle 101 bin 141’dir. Görüldüğü gibi devletin iki kurumunun verdiği resmi rakamlar arasındaki fark 33 bin 991’dir. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün böyle bir istatistiği yoktur.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, medya sektöründe çalışanların sadece 3 bin 154’ünün yani yüzde sadece 3.1’inin “sendikalı” olduğunu bildirmektedir.

Aslında medya sektöründe –özellikle yazılı basında- çalışan gazetecilerin görevlerini güvence içinde ve özgürce yerine getirebilmelerini sağlamak için 1952 yılında çıkartılan 5953 sayılı yasa ile, daha sonra 1961 yılı başında çıkartılan 212 sayılı yasa hükümleri uygulanmadığı ve bu duruma kimse sahip çıkmadığı için Türk medyasında çalışanlar işverenin ve siyasal iktidarın baskısına direnememektedir. 


4.3. REKLAMLAR VE MEDYA:

Türkiye’deki medya sektörünün reklam ve ilan gelirleri iki kaynaktan sağlanır. Bunlardan biri kamu kurumlarından (devletten) gelen “resmi ilan ve reklamlar”, diğeri “özel sektörden” gelen ilan ve reklamlardır. Bunların 2013 yılı için toplam 5 milyar 600 milyon TL.’nı bulduğu tahmin edilmektedir. Medya (yazılı basın, elektronik medya, internet yayıncılığı) bu toplamın yüzde 94’ünü almaktadır.  

4.3.1. Devletin Reklam ve İlanları:

Basın İlan Kurumu aracılığıyla verilir. Bunun 2013 yılı için toplamı (165 milyon TL. Resmi İlanlar, 135 milyon TL.’sı  Resmi Reklamlar olmak üzere) 300 milyon TL.’dır. 

4.3.2. Özel Sektörün Reklam ve İlan Hacmi:

Özel sektörün 2013 yılında medya dünyasına verdiği reklam ve ilanların toplam değeri tahminen 5 milyar 300 milyon TL.’dır. Bunun yaklaşık:

* 3 milyar TL’lık kısmı televizyonlara, 

* 1 milyar 500 milyon TL.lık kısmı yazılı basına (gazetelere, dergilere), 

* 120 milyon TL.lık kısmı radyolara, 

* 400 milyon TL.lık kısmı internet medyasına gider. 

Bir başka ifadeyle tüm özel sektör kaynaklı reklamların (yaklaşık):

* yüzde 57’sini televizyonlar; 

* yüzde 28’ini yazılı basın;

* yüzde 2’sini radyolar;

* yüzde 8’ini internet medyası;

almaktadır. 

Bir başka ifadeyle toplam reklam harcamalarının yaklaşık yüzde 98’i medya üzerinden yapılmakta, açık hava, sinema gibi medya dışı sayılabilecek mecralara giden 280 milyon TL.,  reklam harcamaları tüm toplamın yüzde 5’i civarında kalmaktadır.




3)    İLETİŞİM (Basın, İfade) ÖZGÜRLÜĞÜ VE MEDYA

5.1.1. Tutuklu ve mahkûm gazeteciler:

Türkiye son beş yıldır “Dünyanın en çok gazeteci hapseden ülkesi” olarak tanınmaktadır. 

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (Reporters Without Boundaries), 

Gazetecileri Koruma Örgütü (Committee to Protect Journalists), 

Özgürlük Evi (Freedom House), 

Uluslararası Basın Enstitüsü (International Press Institute), 

Dünya Basın Konseyleri Birliği (World Association of Press Councils), 

Avrupa Gazeteciler Federasyonu (European Federation of Journalists) gibi tanınmış ve saygın meslek örgütleri, 

Avrupa Konseyi (Council of Europe), 

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (Organization for Security and Co-operation in Europe), 

Avrupa Birliği (European Union), 

Avrupa Parlamentosu (European Parliament), 

ABD Dışişleri Bakanlığı (State Department) gibi resmi örgüt veya kuruluşlar tarafından birbiri ardına yayınlanan sayılmayacak kadar çok rapor, bildiri, basın açıklamasıyla, İletişim (basın, ifade) özgürlüğünün bir demokraside kabul edilemeyecek kadar baskı altına alındığı ülke olarak ilan edilmiştir. 

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün 2013 yılı değerlendirmelerine göre Türkiye’de basın, 181 ülke arasında 154’üncü sayılacak kadar özgürlüğünden yoksun bırakılmıştı.. Bir önceki yıl göreceli olarak daha iyi durumdaydık ama sıramız yine 179 ülke arasında 148’incilikti.    

Özgürlük Evi de Türk Basının “kısmen özgür” sayılabilecek düzeyde olduğunu son yıllardaki raporlarında tekrar tekrar yazdı.

Nitekim halen Türk hapishanelerindeki gazeteci sayısının 60 civarında olduğu bilinmektedir.

4) ÖNERİLER


6.1.1. Türk medyasıyla ilgili sorunları;

1) Ekonomik,

2) Sosyal,

3) Hukuki yönden ele almak ve önerileri bu zeminler üzerinden ifade etmek kanımızca gerekli ve doğru olur.


6.1.2. Ekonomik açıdan sorun daha çok yerel medya dünyasında yoğundur. Çünkü İstanbul, İzmir, Kocaeli, Bursa, Adana, Trabzon, Samsun, Gaziantep, Kayseri, Eskişehir gibi belli bir ekonomik alt yapıya sahip büyük şehirlerde yayınlanan dışındaki yerel medya, yaşayabilmek için devletin Resmi İlanına muhtaç haldedir. Basın İlan Kurumunun koyduğu ölçütleri karşılayamayan o nedenle resmi ilan alamayan yerel gazeteler yaşayabilmek için etik değerleri çiğneyen çözümler üretmektedir. Bunu önleyebilmek için “yerel medya” konusunu tüm boyutlarıyla ve bizzat sektörün mensuplarıyla ele alıp çözüm üretmek zorunludur.


6.1.3. Sosyal açıdan en önemli husus, gazetecilerin görevlerinin ve sorumluluklarının gerektirdiği sosyal güvenceye sahip olmadan çalışmalarıdır. Çünkü –halen şeklen yürürlükte olan-  212 sayılı yasa uygulanmadığı için gazeteciler her an işten atılma tehdidi altında görev yapmaktadırlar. Eldeki bilgilere göre halen bilfiil gazetecilik yapanların sadece yirmide biri, 212 sayılı yasanın emrettiği sözleşmeye sahiptir. Diğerlerinin kaderi işverenin iki dudağı arasındadır.


6.1.4. Hukuki açıdan temel mesele, Türkiye’nin İletişim Özgürlüğü yasasından yoksun olmasıdır. Böyle bir yasa sadece yazılı, elektronik ve dijital yayıncılık dünyasını değil, ifade özgürlüğünün dışavurumunu sağlayan tüm alan ve eylemleri (sinema, tiyatro gibi sanat ve gösteri dallarını), toplantı ve gösteri yürüyüşü gibi eylem ve etkinlikleri de kapsamalıdır. 


İletişim Özgürlüğü Yasası, tedvini zor bir konudur. Çıkarılabilirse Türkiye –bildiğimiz yanlış değilse- dünyada bunu yapan ilk ülke olacaktır. İletişim Özgürlüğü kavramı asında 2008 tarihli CHP Programında da benimsenmiş bir konudur. 


Böyle bir yasa, “iletişim” dünyasının tamamını kapsamalı ve sadece “medya” dünyasını (veya mensuplarını) değil, tüm bireyleri eşit düzeyde özgür kılmayı amaçlamalıdır.


İletişim Özgürlüğünün güvence altına alınması, sadece basın mensuplarını değil, tüm bireyleri düşüncelerini ifade etmeleri yüzünden hapsedilme tehdidinden kurtaracaktır.