Mustafa Kemal ATATRK
Oktay Eki
Oktay EK
CHP stanbul Milletvekili
D ileri Komisyonu yesi
Bugn 20 Ekim Cuma  2017
Oktay Eki'nin Sansrn Aratrlmas in MHP Grubu Tarafndan Verilen Aratrma nergesi Hakknda Genel Kurul Konumas-19 ubat 2014 (Tutanak Metinlerinden Alnmtr.)

19.02.2014

 

   ''Saygdeer arkadalarm, Milliyetçi Hareket Partisinin aratrma önergesinin lehinde konumak üzere huzurunuza çktm grubumuz adna. 

     Sevgili arkadalarm, Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye'de uzunca bir süredir uygulamada olan sansür meselesinin enine boyuna aratrlmasn istiyor. Aslnda, çok ciddi, çok derin, demokrasimizin -eer varsa- kimlii açsndan çok önemli bir meseleye parmak bastklar için önergeyi veren arkadalarmz tebrik ediyorum. Çünkü, sevgili arkadalarm, on iki yldan beri ülkemizi yönetmekte olan Adalet ve Kalknma Partisinin, aslnda ülkeyi nereye götürmek istediine ilikin hepimizin kafasndaki sorunun -ki hiçbirimiz bunun doru bir adresi olduunu düünemiyoruz- bu sorunun yantn bulalm istiyor Milliyetçi Hareket Partisi. Ama önergede ifade edilen sansür meselesinin ve sansür meselesinin de tabii, tekabül ettii ifade özgürlüünün ne hâlde olduunu ne yazk ki Adalet ve Kalknma Partili arkadalarmza gerçek boyutlaryla göstermek, anlatmak, onlarn inandklarn ifade ettikleri demokratik deerlerle Türkiye'nin gerçeklerinin badamadn onlara anlatabilmek, maalesef, bizim Türkçemiz veya Türkçenin yeryüzünde bulunan aksanlarnn tamam bir araya gelse hiçbiriyle mümkün olmaz, böyle bir gerçein içinde bulunuyoruz.

     Sevgili arkadalarm, az önce konuan hatip, Sultan Abdülhamit'ten, II. Abdülhamit'ten söz etti. Deerlendirmelerine katlmasam bile, bir noktada bir gerçei ifade ettiini belirtmek isterim. Abdülhamit'in otuz üç senelik saltanat döneminde en belirgin nitelii, müstebit bir hükümdar olmas ve sansürü o dönemde her anlamyla, bireyler dâhil, basn dâhil, her anlamyla uygulattrm olmasdr. Yalnz, Sultan Abdülhamit'in bugünkü Türkiye gerçeklerinden farkl bir önemli ve olumlu boyutu, kimlii vard. Hiç deilse sansürü resmî sansür memurlar eliyle uygulattryordu. Oysa Adalet ve Kalknma Partisinin iktidar döneminde Türkiye'de sansürün en aalk ksm, en aalk ekli -ki literatürden aktararak bunu sizlere söylüyorum- en aalk ekli olan otosansür sistemi uygulanmaktadr. Yllardr devam etmekte olan bu sistemi, üzgünüm ki birkaç gün önce çkardnz 5651 sayl Yasa'y deitiren çorba yasayla maalesef daha da vahim bir ekle getirdiniz ; Sultan Abdülhamit'in sansür memurlarnn yerine Eriim Salayclar Birlii adyla bir birliin kurulmasn ve sansürün bizzat sektör mensuplar tarafndan, sektör mensuplarnn eliyle uygulanmasn yasa hükmü hâline getirdiniz. Yani, çok açk bir ifadeyle söylemek gerekirse: Medya dünyasn, nternet dünyasn, iletiim özgürlüünden yararlanan herkesi kendi arkadalarna, yani bizi bize boduran bir mekanizmay bugün yürürlüe koydunuz. 

     Üzgünüm ki Sayn Cumhurbakan bu vahim yasay, hiçbir uygar demokraside kabulüne imkân olmayan bu vahim yasay onaylad ve onaylarken -az önce hatibin, benden önce konuan hatibin ifade ettii gibi- maalesef Hükûmetle de muvazaal bir ekilde onaylad. Bugüne kadar zannetmiyorum ki hiçbir ekilde, hiçbir cumhurbakan kendisinin imzalayp Resmî Gazete'de yaymlanmas için gönderdii yasann böyle, Resmî Gazete'de daha yaymlanmadan Hükûmetle muvazaa suretiyle deitirilmesine rza göstermi olsun ve böyle bir ikili ilikiye kendisini angaje etsin. Maalesef, Sayn Cumhurbakanmzn Cumhurbakanl dönemine böyle bir kayt düülmü olmasndan dolay kendisi hesabna üzgün olduumu ifade etmek isterim.

     Sevgili dostlarm, döneminizde özgürlüklerimizin, döneminizde özellikle iletiim özgürlüünün hangi yönde gelimekte olduuna ilikin yant vermenin artk çok zor olduunu ifade ettim. Sizlere sorarsak her ey iyiye gidiyor, bizlere sorarsak her ey son derece vahim bir dorultuda devam ediyor. Bunu ben söylemiyorum aziz dostlarm. 

     Baknz, bugün yurdumuza dönmü olan Sayn Cumhurbakan Macaristan'da kendisiyle konuan gazetecilere, medya dünyamzn içinde bulunduu durumu, elbette Cumhurbakanlnn uygun üslubuyla, öyle ifade ediyor... "Basn özgürlüünün geldii nokta sizi rahatsz ediyor mu?" diye gazeteciler soruyor, Sayn Cumhurbakan "Basn özgürlüü, gelimi demokrasilerde ülkelerin daima onurudur ve daima güç verir. Açklkla söyleyeyim, basn hayatnda yanl yaplrsa bu ayr ama evrensel anlamda basn özgürlüü, bir ülkenin gurur duyaca bir eydir. Bu anlamda ikâyetler çoalyor. Bunu çok hzl telafi etmemiz gerekir." diyor.

     Saygdeer arkadalarm, Sayn Cumhurbakannn böyle zarif bir ifadeyle tanmlad Türkiye'nin gerçeklerini -hepiniz biliyorsunuz ki- bütün uluslararas medya dünyas ve özellikle gazetecilerle ilgili kurulular fena hâlde ayplar bir durumda. Öyle bir hâle geldik ki üzgünüm, hiçbirimiz -sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin bir milletvekili veya herhangi bir gazeteci sfatyla söylemiyorum, bir birey sfatyla da ifade etmek istiyorum ki- Türkiye'de demokrasinin gerei olan, temel ihtiyac olan ifade özgürlüünün varln söylemek, savunmak ansna artk sahip deiliz. Sizler, Adalet ve Kalknma Partisi mensubu milletvekilleri, Avrupa Birliine, Avrupa Konseyine, NATO Parlamenterler Asamblesine ve dier uluslararas kurululara gidiyorsunuz. Orada, çok merak ediyorum, Türkiye'deki medya gerçeini nasl tanmlayp anlatabiliyorsunuz, nasl savunabiliyorsunuz. 

     Dostlarm, size, sözlerimi tamamlamadan, bu meselenin, özellikle bugün Sayn Babakann seçim beyannamesini açklarken söyledii sözlerin bizi hangi noktaya getirdiini anlatmak isterim. Sayn Babakan, bugün medya dünyasna, mutat olduu üzere, tekrar bindiriyor, giydiriyor ve sap döner, hesap döner, gün döner, hesap döner, sap döner... Her neyse "Bir gün hesab sorulur" anlamnda bir tekerlemeyi söylüyor. 

     Dostlarm, Türkiye'de medya, Türkiye'de sansür o kadar vahim bir hâl ald ki artk bunun herhangi bir ekilde bir sonraki adm kalmad. Böyle bir tabloyu bir tarihte Msr' yöneten Cemal Abdül Nasr kendi ülkesine uygulad; bütün basna el koydu, devlet bütün basn organlarnn sahibi oldu. Sonunda nereye vard? Sonunda öyle bir anekdot anlatlr hâle geldi... "Gazeteyi almaya giden herhangi bir birey gazete olarak Al-Akhbar' istedii zaman, bayi oradan bal olmayan bir gazeteyi çkarp üzerine damgasn vurup al bakaym, sen Al-Akhbar istedin; öbürü Al-Gomhuria'yi mi istedi, ayn bayi çkarp ayn gazetenin üzerine Al-Gomhuria damgasn vurup al diyerek gönderir." denirdi. Türkiye'yi -çok üzgünüm- o noktaya kadar getirdiniz. Bunun ne Abdülhamit dönemiyle ne ondan önce Matbuat Nizamnamesi'ni çkaran Abdülaziz dönemiyle kyaslanr hâli kalmad. Hepimiz için utanç verici bir gerçei, dönemi yaatyorsunuz. Size, bu gerçek nedeniyle -üzgünüm ama- teessüflerimi sunmak zorundaym. 

     Sayglar sunuyorum. ''